BUSH`UN YALANLARI ve OYUNLARI | BUSH`UN YALANLARI VE OYUNLARI |
|
|
|
|
Bush, “Tarih demokrasilerin birbiriyle savaşmadığını göstermiştir. Bu nedenle barışı güçlendirmenin en iyi yolu özgürlüktür” diye ekledi.
Ajans haberi "Bu, Amerikalı liderin Papa XVI. Benedict’e yapacağı ilk ziyaret olacak. Bush, Nisan 2007'de Papa II. Jean Paul'un cenazesine katılmak için İtalya'ya gitmişti" diyordu.
Daha önceki bir yazımda, Bush’un ajanlarına öldürmelerini emrettiği ilk ve son kişinin ben olmadığımı söylemiştim. Bu sıra dışı açıklamayı gördükten sonra, sanırım Bush eğer hayatında bir tarih kitabı okumuşsa, orada, tam da Roma’da, yaklaşık iki bin yıl önce siyaset dilinin kelime dağarcığını besleyen bir imparatorluğun doğduğunu bilir. Vatikan şehri orada, Konstantin’in milattan önce dördüncü yüzyılda Hıristiyanlık pratiklerinin önündeki engelleri resmen kaldıran Milano Fermanı’ından sonra, zaman içinde yükseldi.
Tarihçiler, imparatorluğun başkentinin yakılmasını emreden Sezar Nero’nun, bu trajedi yaşanırken büyük bir tatmin duygusuyla “Ne büyük bir şair mahvoluyor!” diye haykırdığını anlatır.
Keşke tarihçiler haklı olsaydı! Keşke Bush bir şair olsaydı! Keşke gezegende yaşayanlar, o zamanların insanları olsaydı! Keşke nükleer, kimyasal, biyolojik ve kitle imha silahları var olmasaydı! Şairin ölümü hüzün verici bir olay olsa da, bugün sadece büyük bir köye denk düşebilecek olan şeyi yok eden bir yangın kimi korkuturdu?
Görülüyor ki Roma henüz, Bush’un 1 Haziran 2002’de West Point’te açıkladığı gibi ABD ordusunun önleyici saldırı düzenlemeye hazır olması gereken 60 veya daha fazla karanlık köşeden biri olmamış.
Bush şimdi de Papa XVI. Benedict’i oyuna getirmek istiyor. Irak Savaşı hiç yaşanmadı, tek kuruşa mal olmadı, tek damla kan dökülmedi; Üçüncü Dünya halklarının üzerine silahla dayatılan, utanmaz bir petrol ve doğalgaz pazarlığının bir parçası olarak yüz binlerce masum insan ölmedi. Hatta, İran’a açılması beklenen ve aynı korkunç formülü uygulamak için nükleer saldırıların olası olduğu başka bir savaş tehlikesi de yok. Hepimizin, Rusya'nın, yeni ve daha tehlikeli bir silah yarışına neden olacak olası bir nükleer füze yağmuru tehdidi hissetmediğine inanması bekleniyor.
Bu kronik kaba yalanların ardından şunu merak edebiliriz: Neden Bush, Domuzlar Körfezi’nde emperyalistlerin yenilgiye uğratılmasının 45’inci yıldönümünde Posada Carriles gibi kötü şöhretli ve suçlarını itiraf etmiş bir teröristi serbest bıraktı? Daha da kötüsü, sadece ülkelerine terörist planlar hakkında bilgi veren ve bazıları iki kez müebbet hapis cezasına çarptırılan 5 Kübalı kahramanı haksız yere hapiste tuttuğu için azıcık da olsa içi acımıyor mu? Bush’un, Castro’ya sayısız suikast girişimini kimin desteklediğini bilmediği düşüncesine ise hiç girmeyelim!
Bush'un ABD senatörlerine ve temsilcilerine yaptığı resmi konuşmalarında, kişisel emir çıkararak ortadan kaldırdığı düşmanları hakkında övünürken suratını ilginç ve rahatsız olmuş mimiklerle oynattığını gördük. Ebu Garib ve Guantanamo Askeri Üssü’nde resmi işkence merkezleri kurdu; ajanları, yasadışı bir şekilde, CIA uçaklarının herhangi bir izin almadan gizlice uçtuğu pek çok ülkede insanları kaçırdı. İyi çalışılmış fiziksel işkence yöntemleriyle bilgi aldılar.
Nasıl olabilir de Bush Papa XVI. Benedict'in insan yaşamına, onuruna ve özgürlüğe saygı konularında aynı değerleri paylaştığını düşünebilir?
Sözlükler bize ne diyor?
Kuyruklu yalan: Zekice gizlenen yalan.
Oyuna getirmek: Birisinin saflığından faydalanarak onu kandırmak ve aldatmak.
Düşüncelerimi kısaca yazmaya söz vermiştim ve sözümü tutuyorum.
Fidel Castro Ruz 7 Haziran 2007 16:45 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| BASIN AÇIKLAMALARI | ||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
|
| TÜRKİYE`DEN KÜBA | |||||
|---|---|---|---|---|---|
|
| YAYINLAR | ||||
|---|---|---|---|---|
|




